İçe Dönük Öğrencilere Okulun İlk Günü İçin Mektup

Sevgili içe dönük,

Okulun ilk günü birçok ailede şenlik gibi yaşanıyor. Fotoğraflar, okulunu özleyenler, bir an önce arkadaşlarına, o muzip oyunlarına, o kalabalık teneffüslere kavuşmak isteyenler…

Senin için ise durum biraz farklı olabilir. Tıpkı yıllar önce benim için olduğu gibi.

Bir içe dönük olarak benim için okulun ilk günü hiç sevdiğim bir gün olamadı, birkaç sebeple:

Birincisi, tatilden çıkmak, tek çocuk olarak odamda bol bol yalnız vakit geçirebildiğim, ihtiyacım olduğu kadar sessiz kalabildiğim bir ortamdan çıkmak demekti. Okulun kalabalığı, her yerde koşuşturan öğrenci ve öğretmenler, servisler, ilk gün telaşı, benim için çok fazla uyaran demekti.

Okul başlı başına daima benim için yorucuydu ama en çok da ilk günleri sevmezdim. Sonuçta her şey rayına girip, rutine oturduktan sonra, ben yine kendi dengemi bulmayı başarırdım. Ama o ilk gün spot ışıkları herkes gibi benim de üstümdeydi. Daima aktif olmak, daima konuşmak, tanışmak, yeni sınıftan, yeni derslerden, yeni öğretmenlere bir sürü yeniliğe alışmak durumundaydım. Bütün bunlar benim için büyük bir yorgunluktu ve ilk gün benim için bir şenlik değil, geçip gitmesini sabırla, dişlerimi sıkarak beklediğim bir gündü. 

Eğer sen de böyle hissediyorsan, o zamanlar bilseydim bana yardımcı olacak birkaç tüyoyu seninle paylaşmak istiyorum:

1- Okulun ilk gününün yoğunluğuna psikolojik olarak hazırlan

Okulun ilk günü gibi dış uyaranların yoğun olduğu, dolayısıyla şarjımızın çabuk tükeneceğinin, kendimizi ruhen hızlıca yorgun ve bitkin hissedebileceğimizin önden belli olduğu günlere, özel bir hazırlık yapmak gerekiyor. Ben o zamanlar böyle günlere kurban psikolojisiyle girerdim: Hadi başıma ne gelecekse gelsin, herkes bir kolumdan çekiştirsin, enerjim tükensin ve bitik halde eve gideyim, düşüncesindeydim.

Şimdi ise bu tip günler için mutlaka önden hazırlık yapıyorum. Nasıl bir hazırlık?

Sabahları mutlaka 1-1,5 saat erken kalkıyorum. Hazırlanmaya başlamadan önceki bu vakti tamamen kendime ayırdığım sessiz bir zaman olarak değerlendiriyorum. Bazen yoga, spor yapıyorum. Bazen kitap okuyorum. Bazen günlük yazıyorum – ki özellikle okulun ilk günü için çok iyi bir aktivite, aklımızdaki endişeleri kâğıda dökmek sihirli bir şekilde küçülmesini sağlıyor. Bazen de hiçbir şey yapmadan sevdiğim bir müziği açıp sessizce oturuyorum. Bu benim hayata “Günümü ben yönetiyorum.” deme şeklim. Evet birazdan okulda bir dizi aktiviteye, kurala, derse, tanışmaya maruz kalacak olabilirsin ama sabahtan ipleri kendi eline almakla; çalan saatle uyanıp koşturarak o karmaşanın içine dalmak arasında büyük bir fark var.

2- Bu günü başarıyla yaşadığında kendine vereceğin bir ödülün olsun

Bir içe dönük olarak günün en mutlu anı, yoğun bir okul gününden sonra odana geri döndüğün an olabilir, benim öyleydi. Bu yoğun ilk günü başarıyla tamamlamanın senin için büyük bir iş olduğunu fark et ve tamamladığında kendini tebrik etmeyi, bunu kutlamayı unutma. Şu yazımda bahsettiğim gibi, başkaları için sıradan ve kolay geçen bir ilk günün, senin için bir dağa tırmanman gibi hissettirebileceğini kabul et. Kendin için bu zor günü tamamlamayı, sevdiğin bir aktiviteyle kutla. Ben kendime yeni bir kitap ya da defter alırdım mutlaka – bugün hala kendime aldığım en iyi hediye bunlar. 

3- Kendine özgü bir “okula hayatına aktif katılma” planı hazırla

Bir içe dönük olarak okul günlerini hep “bir an önce geçip gitmesini beklediğim” günler olarak hatırlıyorum. Bugün bir yetişkin olarak en büyük pişmanlığım, o güzel okulda, o güzel arkadaşlar ve imkanlarla daha çok “yaşamamış” olmak. Benim okul günlerim en arka sıraya saklanmak, derslerde gizlice kulaklıkla müzik dinlemek, mümkün olduğunca pasif kalmak, birkaç arkadaşıma sığınıp dışarıya kapalı olmakla geçti. Oysa şimdi biliyorum ki, hayat en çok, aktif olduğunda tadını çıkarabildiğin bir şey. Ayrıca o okul günleri her türlü yaşanıyor. Kaçarak, saklanarak ya da tadını çıkararak, aktif olarak, katılımcı olarak. Belki her teneffüsün yıldızı, bir okul kulübünün baş katılımcısı, her dersin en aktif katılımcısı olmazsın ama seçeceğin birkaç alanda tüm kalbinle o anda var olarak aktif olmak, inan ki okul hayatından en çok verimi almanı, aynı zamanda keyif almanı sağlayacak. 

Bu konuda bir de kitap önerisi sunmak istiyorum: Büyük Düşünmenin Büyüsü – David J. Schwartz

Bu kitap, kendini daha pasif, daha küçük, sınıfın ve hayatın kenarında gördüğün bir düzene karşı bakış açını tamamen değiştirecek. 

Instagram

Linkedin

Substack

Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio’nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x